Jeoloji
Biga Yarımadası kuzeyde İstanbul-Istranca Zonu ile güneyde Anadolu-Toros Bloğu arasında doğu-batı yönünde yerleşmiş Sakarya Zonu içinde değerlendirilmektedir.
Kaz Dağlarındaki temel kayaçlar gnays, amfibolit, mermer ve meta-ofiyolit gibi Paleozoyik yaşlı yüksek derecede metamorfizmaya uğramış kayaçlardan oluşmuştur. Karakaya Karmaşığı olarak adlandırılan daha genç kayaçlar Kaz dağlarının etrafında geniş alanlarda mostra verir. Permo-Triyas yaşlı metabazik-mermer-fillat serisinden oluşan ve daha yaşlı yabancı bloklar içeren çok yönlü karmaşık deformasyona uğramış, metamorfik olmayan Triyas yaşlı kırıntılı ve bazik volkanik kayaçlarla örtülmüş Karakaya Karmaşığı'nın Permo-Triyas yaşlı yitim zonu-yığışım karmaşığı jeotektonik birimleri temsil ettiği düşünülmektedir. Karakaya Karmaşığı Jura-Kretase yaşlı karasal-sığ deniz kırıntılı ve karbonatlı kayaçlarla uyumsuz olarak örtülmüştür.
Mesozoik ve Erken Tersiyer döneminde Lavrasya ve Gondwana kıtaları arasında bulunan ana Tetis okyanusunun bir kolunu temsil eden İzmir-Ankara-Erzincan kenet hattı Sakarya Zone ile Anadolu-Toros Bloğu arasında yer alır. Kenet zonu genellikle pelajik kireçtaşları, kırıntılılar ve radyolarit ile birlikte bulunan mafik ve ultramafik kayaçlardan oluşur. Benzer kayaçlar Kaz Dağlarının batısında da görülür ve Çetmi ofiyolitleri ve Denizgören ofiyolitleri olarak adlandırılır.
Eosen derinlik ve volkanik kayaçları Biga Yarımadasında Kaz Dağlarının kuzeyinde bulunur ve yaklaşık doğu-batı yönelimindedir. Neojen derinlik ve volkanik kayaçları ise daha güneyde ve daha geniş alanlarda mostra verir. Geç Oligosen-Erken Miyosen'de kalkalkali karekterde başlayan volkanizma Geç Miyosen-Erken Pliyosen'de alkali karakterde bazaltik volkanizma olarak devam etmiştir.
Cevherleşme
Biga Yarımadası tarihsel olarak 'altın ülkesi 'olarak bilinir. Bölgede bir çok lokasyonda (Kartal Dağ, Maden Dağ, Balya, Papazlık, Kısacık, Bahçedere ve diğ.) görülen maden kalıntılarından eski çağlarda yaygın olarak altın ve diğer metal madenciliğinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bölgede şu anda üretim yapan herhangi bir altın madeni olmamasına rağmen son zamanlarda bir çok altın madenin bulunduğu açıklanmıştır (Ağı dağı - 1.2 Moz Au; Kirazlı - 0.8 Moz Au; Kısacık - 1.0 Moz muhmemel-mümkün Au, Halilaga – büyük porfiri Cu-Au cevherleşmesi, Havran-Tepeoba – ağsal, dissemine Cu-Mo cevherleşmesi).
Konu ile ilgili uluslar arası kuruluşlarda Biga Yarımadası altın cevherleşmesi aramalarında en umutlu bölgelerden biri olarak seçilmiştir. Bundan dolayı bölge yerli ve yabancı maden arama şirketleri tarafından yoğun olarak araştırılmaktadır.
Genç (Neojen) kalkalkali volkanik kayaçlar epitermal ve damar tipi cevherleşmeler için en uygun ortamlar oluşturur. Au cevherleşmesinin yanı sıra Biga yarımadası metalik cevherleşmasi açısından da zengin olup Pb-Zn provensi olarak da bilinmektedir. Yarımadada bazen bakır içeren çok sayıda kurşun-çinko maden yatakları uzun zamandan beri işletilmektedir. 1.5 Mton'dan fazla metal Pb-Zn içeren Balya madeni bunların en büyüğü ve belki de en eskisidir. Lapseki - Koru, Yenice - Arapuçan, Kaklım – Handeresi gibi diğer Pb-Zn madenleri genellikle yaklaşık % 10 Pb-Zn-Cu tenörlü ve birkaç milyon ton rezervlidir. Daha küçük diğer Pb-Zn maden yatakları büyük yatakların yakınlarında bulunmaktadır.
Pb-Zn yataklarının bulunuş şekilleri homojen değildir. Genel olarak magmatizma ile ilişkili skarn veya damar tipi cevherleşmeler olarak tanımlanmıştır. Bazı yataklarda magmatizmanın etkisi açık değildir. Pb-Zn cevherleşmesi şistozite ile uyumlu olup epijenetik cevherleşmelerden daha ziyade epijenetik cevherleşmelere benzemektedir. Örneğin Papazlık ve Handeresi yataklarında Pb-Zn cevherleşmesi amfibolit ve şistlerle uyumlu uyumludur ve etrafta hiç magmatik kayaç bulunmamaktadır. Diğer taraftan Lapseki-Koru Pb-Zn yatağında cevherleşme doğrudan riyolitlerle ilişkilidir ve VMS tipi cevherleşmelere benzer özellikler gösterir.
Benzen sorunlar altın cevherleşmesinin oluşum şeklinde de bulunmaktadır. Altın oluşumunun genellikle genç volkanik kayaçlarla ilişkili olarak yüksek veya düşük sülfitli sistemlerde geliştiği bilinmektedir. Fakat Bahçedere gibi bazı yataklarda yakınlarda hiçbir volkanik aktivite izlenmez. Bu özellikler de altın aramalarında göz önünde tutulmaktadır.